Bozdağ; İlahiyat-DKAB Çekişmesine Son Noktayı Koydu

İlahiyat Fakültesi mezunlarını ayağa kaldıran Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi öğretmeni olamama kararı, kamuoyunun gündeminde... Özellikle İlahiyat mezunları duruma büyük tepki gösteriyor. Milli Gazete'nin gündeme taşıdığı konu hakkında Başbakan Yardım

  • 25.11.2017 23:34:05
No icon

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ , İlahiyat Fakültesi mezunlarıyla ilgili dikkat çeken bir açıklama yaptı. Bozdağ, “Din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenliği bölümleri son mezunlarını vermiş ve fiilen kapanmıştır” dedi.

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ , sosyal paylaşım sitesi Twitter 'dan paylaşımlarda bulundu. Mesajlarında İlahiyat Fakültesi mezunlarına değinen Bozdağ, din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmeni olmalarının önüne yargı kararıyla konan engeli, yasayla kaldırdıklarını belirtti.

“ÖĞRETMELİK BÖLÜMÜ FİİLEN KAPANMIŞTIR”

Bozdağ, “Yapılacak düzenlemeyle, yargı kararından önce olduğu gibi İlahiyat Fakültesi mezunları, din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmeni olabilecektir. İlahiyat Fakültelerimizin değerli öğrencilerine şimdiden hayırlı olsun. Din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenliği bölümleri son mezunlarını vermiş ve fiilen kapanmıştır. Kaldı ki, din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenliği mezunlarının öğretmenlik hakkı bakidir. Sınavda başarılı olan herkes öğretmen olabilir. Ayrıca birinin hakkını alıp diğerine vermiyoruz. Fırsat eşitliği getiriyor ve adil bir yarış imkanı veriyoruz. Çalışan, kazanacak” ifadelerini kullandı.

 

AYRICA KONU İLE İLGİLİ EĞİTİM CAMİASINDAN DA ALTERNATİFLER GELMEYE DEVAM EDİYOR...

 

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM; İLAHİYAT MEZUNLARINI ASLA MAĞDUR ETMEYECEĞİZ.

Başbakan BinaliYıldırım , '' İlahiyat mezunlarının öğretmenlik haklarının ellerinden alınmasına izin vermeyiz.

Bu konudaki değişiklik neyse bunu yapacağız. Başbakanımızla, Cumhurbaşkanımızla ve Milli Eğitim Bakanımızla bu konu istişare edilmiştir.

Önümüzdeki günlerde bununla ilgili bir yasal düzenleme yapacağız ve bu haksızlığı ortadan kaldıracağız.'' dedi.

 

İLAHİYAT-DKAB ÖĞRETMENLİK ATAMASI MESELESİ

Birkaç haftadır İlahiyat lisans ile DKAB bölüm mezunları arasında DKAB öğretmenliği atamasında öncelik kimin tartışması yürütülmekte. Aynı mahallenin çocukları arasındaki bu tartışmada kullanılan dil ve üslubun seviyesi ayrı bir mevzubahis. Meselenin özü, bir DKAB öğretmen adayı tarafından 2014 yılında mahkemeye taşınan konuda, Danıştay DKAB branşında önceliğin DKAB bölümü mezunlarında olması gerektiğine hükmetti. Ancak Talim ve Terbiye Kurulu bu karar doğrultusunda DKAB branş atamasında öncelik, ikinci öncelik sıralaması yapması gerekirken; vahim bir şekilde çizelgeden İlahiyat Fakültesini çıkararak sorunu daha üst boyuta taşıdı. Çünkü bu düzenleme bu fakülte mezunlarının DKAB branşına hiç atanamaması anlamına geliyor. Bu arada dava konusu sadece İlahiyat Fakültesi mezunları olduğu için, listeden farklı adlarla öğretime devam eden, İslami ilimler gibi, dini yüksek öğretim kurumları çıkartılmadı ve onların mezunları etkilenmedi. 

2004 yılında İlahiyat İDKAB mezunu biri olup yıllarca bu branşta öğretmen olarak görev yapmış, sonrasında bu bölümde öğretim üyesi olarak öğretmen adayı yetiştirmiş, şimdi de İlahiyat fakültesinde formasyon derslerini yürüten biri olarak konuya ilişkin görüşlerim ve önerim şu şekildedir:

İDKAB bölümleri ilk açıldıkları 1998 yılından, öğrenci alımının durdurulduğu 2014 yılına kadar esasında ilköğretim kademesine öğretmen yetiştirmek olarak tasarlandı.  Bölüm adından “ilköğretim” ibaresinin kaldırılıp Eğitim fakültelerine aktarıldığı 2006 yılından 2010 yılında tekrar eklendiği süreçte dahi kanaatim, bu bölümlerin programları ilköğretim kademesine yönelikti. Hatta bölümlerde alan eğitimi dersleri genelde ilköğretim kademesi üzerinden şekillendirildi. Bu bölüm öğrencileri stajlarını genelde ortaokullarda ve sonrasında İmam hatip ortaokullarında yürüttü. Buna karşılık İlahiyat lisans mezunlarının formasyon eğitimlerinde alan eğitimi ortaöğretim kademesine yönelikti ve öğrenciler stajlarını genelde lise ya da İHL’lerde yapıyorlardı. Bu duruma uygun olarak 2000’li yıllarda biz sadece ilköğretim kademesine atanabiliyorduk. Ancak sonrasında bu ayrım ortadan kaldırıldı ve bu bölüm mezunları da lise kademesine atanmaya başladı.

BENİM ÖNERİM; meselenin kısa vadeli çözümünde bu tecrübeye dönülmesi. Yani İDKAB mezunlarının ilköğretim kademesine yani yeni kademelendirmeyle ilkokul ve ortaokullara atanmalarında öncelikli olmaları. Formasyonlu İlahiyat lisans mezunlarının ise DKAB branşında ortaöğretim kademesine ve İHL meslek dersi öğretmenliği branşına atanmaları. Bu çözüm mevcut İDKAB mezunları tamamlanıncaya kadar devam ettirilmeli. Bu çözümün yargıya da izah edilebilir olduğu kanaatindeyim. Meselenin kalıcı çözümü ise İlahiyatların öğretmen yetiştirme işlevlerinin yeniden düşünülmesinden ve yapılandırılmasından geçiyor. Formasyon derslerinin ilahiyatlara aktarılması, yapılması gerekenlerin sadece başlangıcı sayılabilecek nitelikte. Yalnız başına hiçbir şeyi halletmiş değil. Bu şekilde nitelikli öğretmen beklemek fazla iyimserlik olur. Bu fakültelerde bu konuda ciddi bir zihniyet dönüşümüne ihtiyaç var. Artık günü kurtarmaktan vazgeçilmeli.

Yrd. Doç.Dr. İbrahim Aşlamacı
İnönü Üniversitesi

 

DKAB-İlahiyat mezunlarının mağduriyeti

Tamam, hiçbir devlet bütün üniversite mezunlarını istihdam etmek zorunda değil, buna devletin imkânları da yetmez. Özel sektör, kendi işini oluşturma konusunda devlet zaten desteğini sunuyor. Ancak öyle alanlar vardır ki bu bölüm mezunlarının devletin istihdamı dışında bir şansları bulunmamaktadır.

Konuyu daha spesifik olarak Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi Öğretmenliği-İlahiyat Mezunlarına getirmek istiyorum. Son günlerde sosyal medyada DKAB mezunları ile ilahiyat mezunlarının polemikleri dikkatimi çekti. DKAB mezunları, yargının verdiği kararla atamada yeniden avantajlı duruma geçerken, ilahiyat mezunlarının ise bu kararla Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni olarak atanmaları söz konusu olmamaktadır. Gençlerden yüzlerce mail ve mesaj aldım. Dinlediğinizde her iki tarafın da haklı gerekçeleri var.

Önce tarafları dinleyelim:

İlahiyat mezunları, “TTK’nin 15.11.2017 tarihli İlahiyat Fakültesi mezunlarının Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmenliğine atamalarının önünün kapatılması konulu karar birçok mağduriyet oluşturmaktadır. Tamamen Danıştay kararı üzerine alınan eğitim camiası ve ilgili akademisyenlerin fikirleri alınmaksızın gelişigüzel üzerinde düşünülmeden alınmış bir karar olduğu aşikârdır.

MEB yeni bir düzenlemeye gitmek yerine Danıştay kararını olduğu gibi yürürlüğe koyarak Eğitim ile Hukukun birbirine karışmasına sebep olmuştur. Aksi iddia edilebilecek olsaydı İlahiyat Fakültesi yanında İslami İlimler Fakültesi, İlahiyat Bilimleri Fakültesi, Dini İlimler Fakültesi gibi İlahiyat Fakültesi ile aynı müfredata sahip, formasyon belgesiyle Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmenliğine hak kazanan ilgili bölüm mezunları da aynı yaptırımla karşılaşırdı. Bu bizlere maalesef kararın vahametini göstermektedir.

Ayrıca Din Kültürü Ve Ahlak Bilgisi Öğretmenliği adlı bölüm kapatılmış İlahiyat Fakültesi bu görevi üstlenmiştir. Her yıl yaklaşık 7 bin mezun veren ve hâlihazırda yaklaşık 30 bin mezunu bulunan İlahiyat Fakültesi mezunlarının İHL Meslek Dersleri öğretmeni olarak MEB’de İstihdamı oldukça kısıtlıdır. Bunun yanında bölüm kapatılmış olup artık mezun vermeyen ve hâlihazırda yaklaşık 4 bin mezunu bulunan Din Kültürü Ve Ahlak Bilgisi mezunlarının istihdamı toplam kontenjanın yüzde 10’una tekabül etmektedir. Öğretmenlikte liyakatten bahsedilirken mezun vermeyen bir bölümün tüm mezunlarını düşük puanlarla atamak zorunda kalacak bir MEB kendisi ile çelişmektedir. Eğitim camiası, öğretmenler ve öğrenciler adına bu karardan geri adım atılıp yeni bir düzenleme yapılması kamuoyu vicdanı için olması gerekendir...” diyorlar.

DKAB mezunları, “Biz İlköğretim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmenliği bölümü mezunu ve öğrencileriyiz bizim üniversiteye girdiğimiz yıl (2013) ilahiyat fakültesi öğrencileri formasyon almıyorlardı bizlerin puanı daha yüksek olmasına rağmen ya sadece öğretmenlik mesleğinde istihdam edilen Din Kültürü bölümünü seçecektik ya da alanı oldukça geniş olan İlahiyat bölümünü. Öğretmenliği seçtik ve bu bölümden sadece öğretmen yetişeceğini biliyorduk. Fakat 2014 yılında ilahiyat alanına formasyon verilmeye başlandı ve bizim tek istihdam alanımız olan öğretmenlik İlahiyatçılara altın tepside sunuldu.

Bir kaç arkadaş bu durumun haksızlık olduğunu, en azından bizim özlük haklarımızın korunması gerektiğini belirtmiş olsak bile kimse sesimize kulak vermedi, o yüzden biz MEB'i şikâyet ettik. Davamız 2015 yılında lehimize sonuçlandı ve MEB’in savunma yapması istendi, fakat MEB 2 yıldır savunma yap(a)madığı için 2017 yılında ancak alınan kararlar uygulamaya konabilir. 4 yıllık çaba sonucu zor güç kendi imkânlarımızla kazandığımız dava ve öğretmenlik alanındaki öncelik hakkımız İlahiyatçılar tarafından ve … tarafından 28 Şubat’la bir tutuldu, sanki biz imam hatip ilahiyat camiasına mensup değilmişiz gibi. İlahiyat başta imam hatiplik olmak üzere Kur'an Kursu öğreticiliği, vaizlik, müftü yardımcılığı, müftü gibi alanlarda istihdam edilebilirken, bizim tek istihdam kaynağımızın elimizden alınmasına sessiz kalamayız… Biz 3 yıldır mağduruz. Çünkü Din Kültürü öğretmeni olma dışında başka alanımız yok...“

Haklı-haksız bir tarafa, sorun bu. Yukarıda da söylediğim gibi bu iki alanın okullarda öğretmenlik dışında ciddi bir istihdam alanı bulunmuyor. Müftü, Vaiz vs ile ilgili atamalarla da sorunun çözümü mümkün görünmemektedir. Ancak; Milli Eğitim Bakanlığı her yıl sene sonuna kadar camilerden binlerce imam ve müezzin alıp ilahiyat ve DKAB mezunlarının girmesi gereken derslere sokuyor, ama DKAB ve İlahiyat mezunları işsizler kervanında. Kimse, “ama maliye, ama kadro tahsisi...” gibi bahanelerin arkasına sığınmasın.

Bu çocukların işe, okulların da bu iki alan mezunlarına ihtiyacı var ve on yıllardır bu ihtiyaç duruyor, e artık bir zahmet bu konuya el atalım. Hastane camını, taşıtlar vergisini, sınav sistemini Dünya Siyaseti ile ilgilenen Türkiye Cumhurbaşkanına bırakan bürokrasi, atamaların hesabını da Sayın Cumhurbaşkanımıza bırakmadan kendileri çözmeliler.

Ahmet AY  22.11.2017

 

SİYASİ İRADEYE RAĞMEN BU KARARLARI KİMLER ALIYOR?

İlahiyat mezunlarına Danıştay şoku

Danıştay ’ın aldığı hukuki bir kararı MEB uygulamaya koyunca binlerce ilahiyat fakültesi mezunu şok yaşadı. Yüksek mahkeme tarafından alınan karar MEB’i de düzenlemeye zorladı. MEB’in Tebliğler Dergisi’nde yer alan bir değişikliğe göre artık ilahiyat fakültesi mezunları, din kültürü ve ahlâk bilgisi dersine öğretmen olarak atanamayacak...

Milli Eğitim Bakanlığı’nın geçen hafta yayınladığı son Tebliğler Dergisi’ndeki bir çizelge İlahiyat Fakültesi öğrencileri ve mezunlarını şoka uğrattı. Dergideki yeni çizelgeye göre her yıl yaklaşık yirmi bin mezun veren İlahiyat Fakültesi öğrencileri, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerine artık atanamayacak.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın kasım ayında yayınladığı yeni Tebliğler Dergisi’nde yer alan ‘Öğretmenlik Alanları, Atama ve Ders Okutma Esaslarına İlişkin Çizelgede Değişiklik’ adlı düzenleme İlahiyat Fakültesi mezunlarına şok yaşattı. Yeni değişiklikle İlahiyat Fakültesi mezunları bundan sonraki atamalarda artık Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmenliği alanını tercih edemeyecek.

ATAMA BEKLEYEN MEZUNLAR TEPKİLİ

70’in üzerinde İlahiyat Fakültesi’nin bulunduğu üniversitelerde her yıl on binlerce İlahiyat Bölümü öğrencisi mezun oluyor. Mezunların, sadece İmam Hatip Liseleri’ndeki meslek dersini tercih edecek olması öğrencileri endişeye sevk etti. Öğrenciler ve mezunlar yapılan yeni değişikle birlikte önlerinin kesildiğine inanıyor. İlahiyat Fakültesi Mezunu M. A, gazetemize yaptığı açıklamada, düzenleme ile birlikte büyük mağduriyetler yaşanacağına değinerek, binlerce mezunun olduğu bir alanda atama puanlarının artık çok yukarılara çıkacağını ifade etti. M.A, “Bölümü kaldırılmış bir alan ile ilgili yapılan değişiklik sonucu, önümüzdeki 5 yıl boyunca Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi’nden mezun olanlar atamalarla sayıları azalacak. Daha sonrasına ancak bizim bölüm mezunları yeni bir düzenleme ile atamalara dahil olacak” diye tepki gösterdi.

DİN KÜLTÜRÜNE 2 BİN MESLEK DERSLERİNE 400 KONTENJAN

İlahiyat Fakültesi mezunlarının artık tercih edemeyeceği Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmenliği’ne atamalarda daha çok kontenjan ayrılıyor. Son atamalarda Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmenliği için iki binin üzerinde kontenjan ayrılmışken, İlahiyat Fakültesi mezunlarının tercih edebileceği meslek derslerine ise sadece dört yüz kontenjan ayrıldığı görülüyor. Kontenjan sayılarındaki farklılık ve her iki alandaki mezun öğrenci potansiyeli düşünüldüğünde, İlahiyat Fakültesi mezunlarının öğretmen olma şansı giderek azalmış oldu. İlahiyat Fakültelerinin verdiği mezun sayıları da dikkate alınınca her yıl yaklaşık 20 bin öğrenci bu sürece dahil olacak.

DANIŞTAY’IN VERDİĞİ KARAR SONUCU DEĞİŞTİRİLDİ

Konuyla ilgili edindiğimiz bilgilere göre söz konusu değişiklik daha önce de yapılmıştı. Ancak uygulamada yaşanan sorunlar ve mezun öğrenci sayılarının çokluğu sonucu ilgili kurum geri adım atmış, İlahiyat Fakültesi mezunlarının öğretmenlik alanları eski haline getirilmişti. Mağduriyetlere kapı aralayacak olan son düzenlemeyi ise MEB’in zorunlu olarak yaptığı ortaya çıktı. Değişikliğin Danıştay’daki bir karar gereği alındığı ifade ediliyor. Karara göre, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi için aynı bölüm mezunu öğrencilerin atamada öncelikli olduğu ifade ediliyor.

BU SEFER ORTAYA KARIŞIK BİR DURUM ÇIKTI

Tebliğler Dergisi’ndeki son değişiklik alan ile ilgili yeni bir karışıklığı da gündeme getirdi. 28 Şubat sürecinde İlahiyat Fakültelerini devre dışı bırakmak için EğitimFakülteleri bünyesine alınan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmenliği Bölümü 2014 yılında yapılan bir düzenleme ile tamamen kaldırılmıştı. Üniversitelerde artık bölümü dahi olmayan alan ile ilgili hukuki olarak verilen ‘öncelikli’ karar uygulama ile de uyuşmadı. MEB’in de uygulamak zorunda kaldığı düzenleme karışıklığı da beraberinde getirmiş oldu. Çünkü, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi için atamaya esas zorunlu tutulan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi bölümünün olmayışı kararı da havada bıraktı. Karar sadece söz konusu bölümün eski mezunlarına atamalarda öncelik tanımış oldu.

Kaynak: Millî Gazete

Yorumlar